8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN…

83

Kadınlarımız Aydınlık Yarınlarımızın Teminatıdır…

 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların haklarını aramak, çalıştıkları işin karşılığı olan ücreti alabilmek için başlattıkları mücadele mirasının yıl dönümüdür. Bu mücadelenin 1857 yılında başladığı dikkate alındığında, aradan geçen süre zarfında kadının yaratılış gayesi çerçevesinde hak ettiği değer, toplumsal misyon, sosyal inşa ve geleceği ihya ekseninde yeterli gelişmenin olmadığı açıkça görülmektedir.

Bize göre kadın, toplumu ayakta tutan harçtır. Kadının korunması, eğitimi, yükselmesi toplumu da yükseltecektir. Ailede, toplumda, çalışma hayatında, sevgi, şefkat, merhametiyle, hayatı üreten ve sırtlayan kadınlarımız aydınlık yarınlarımızın teminatıdır. Kadın Ahlak ve irfan medeniyetimizin bel kemiğidir. Kadın ailenin mihenk taşıdır.
Kadın hayatın bereketi ve hakikatidir. Kadın; şifanın, şefkatin ve fedakârlığın timsalidir.

Habil ve Kabil ile başlayan savaşta her geçen gün kin, kan öfke ve gözyaşının artığı günümüzün sömürü düzeninde kadınlar, ne yazık ki savaşın, cinsiyet ayrımcılığının, şiddetin mağdurları oldukları gibi küçük yaşta istemediği evliliğe zorlanmakta ve çalıştıkları yerlerde cinsel tacizlerin yanı sıra, emeklerinin karşılığı olan eşit işe; eşit ücreti alamamakta; kadın oldukları için yükselmeleri önlenmektedir. Ne yazık ki ekonomik ve kültürel emperyalizmin etkisiyle, ülkemizde ve İslam coğrafyasında da kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığın örnekleri yaşanmaktadır. Dünyanın birçok yerinde yaşanan savaşların en büyük mağdurları da yine kadınlardır. Suriye’de 6736 kadın, cezaevlerinde hücrelerde işkenceler görüp tecavüze uğramaktadır. Son zamanlarda ülkemizde kız çocuklarına, kadınlara yönelik tacizler ve tecavüz oranları ne yazık ki artmaktadır. Biz Sağlık İş ailesi olarak bu durumu kınıyoruz.

İnanç ve medeniyet dünyamız içinde eşsiz bir değere sahip olan kadınlarımızın vakar ve izzetini koruyan bir toplum olmak, irfan nesillerini yetiştirecek kadınlarımızın hak ve hukukuna sahip çıkmak, insanlığın huzur, barış ve adalet dolu geleceği için öncelikli sorumluluktur.

İnsanlığı savaş ve kan girdabından kurtaracak değerleri dünyaya hakim kılmak için bir ana, bir eş, bir evlat, hayata emeğini ve bütün varlığını adayan bir insan olarak kadınlarımızın saygınlığını, sadece bir gün değil hayatın her günü korumalı ve gözetmeliyiz.

Dünya geneli dikkate alındığında, kadınların eğitim seviyeleri, erkeklerden çok daha düşük. Eğitimsizlik, kadınlar arasında işsizliği körüklüyor; üst düzey yönetim kademelerindeki kadın sayısının az olmasına neden oluyor. Avrupa ülkelerinde dahi kadınlar, erkelerden %12 ile %25 arasında daha düşük ücret alıyorlar.

Çalışma, iş gücüne katılma ve üst düzey yöneticilik konularında geri planda kalan kadınlar, hak arama noktasında da çekingen davranıyorlar. Kamuda toplam sendikalaşma oranı %71 iken kadınların örgütlenme oranı %40’larda kalıyor. Benzer durum temsil ve yöneticilik noktasında da görülüyor. TBMM’deki kadın vekillerimizin sayısı ve sendikalarımızdaki kadın yöneticilerin oranı ortadadır.

Oysa kadın ve erkek bir vücudun dayandığı iki ayrı ayağı gibidir. Bunlardan herhangi biri toplumdaki işlevini yitirirse o vücut eksik, sakat kalır. Kadını ikinci plana iten toplumlar, kendisini ayakta tutacak dinamiklerden birini kaybettikleri için çökmeye mahkûmdur.

Bu bakımdan öncelikle kadınların sendikamızda daha aktif görevler almalarını destekliyoruz. Davamızı hizmet yolunda kadınlarımızı da yanımıza aldığımızda bir kat daha güçlü olacağımızı biliyoruz. Tıpkı,
I. Dünya Savaşı’nda, Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda 15 Temmuz’da nasıl ki kadınlarımız, erkeklerle omuz omuza mücadele etmişse şimdi de kamu görevlilerimizin hakları için omuz omuza birlikte mücadele etmeliyiz.

Bir zincirin gücü, en zayıf halkasının gücü kadardır. Bizim gözümüzde Kadın ne denli güçlü ise toplum da o denli güçlüdür. Kadınların en temel ekonomik, demokratik, sosyal, siyasal, medeni haklardan mahrum bırakılması, çalışma haklarının elinden alınması, örgütlü toplum içinde kendine yeterince yer bulamaması kabul edilemez bir durum olarak, toplumların geri kalmasına ve çöküşüne yol açacaktır. Bu nedenle kadın, güçlü olmak zorundadır. Kadın, toplumda eşit birey olmak zorundadır.

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası olarak; kadınlarımıza savaşın, göçün, emek sömürüsünün, şiddetin mağduru olmadığı bir gelecek diliyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle başta  kolumuzda çalışan kadınlarımız olmak üzere bütün kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyoruz.

              

                                        

                                                        Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası

                                                                                    Yönetim Kurulu